TESCİLSİZ TASARIMLARIN SINAİ MÜLKİYET KANUNU VE GÜMRÜK MEVZUATI KAPSAMINDA KORUNMASI
- Merve Elif Öksüz

- 23 Ara 2025
- 6 dakikada okunur

GİRİŞ
Sınır ötesi ticaretin yaygınlaşması ve dijital süreçlerin hız kazanması, özgün tasarımların korunmasına duyulan ihtiyacı artırmıştır. Bir ürünün teknik özelliklerinden ziyade dış görünüşü, çizgisi ve dokusuyla yarattığı estetik bütünlük, günümüzde tüketici tercihini belirleyen ana unsurdur. Türkiye’de 10 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK), Türk hukukunda önemli bir boşluğu doldurarak sadece tescil edilen tasarımları değil, tescilsiz tasarımları da koruma kapsamına almıştır. Özellikle moda, mobilya, aksesuar ve otomotiv yan sanayi gibi ürünlerin hızla tüketildiği ve taklit edildiği sektörlerde, tescilsiz tasarım koruması işletmeler açısından hukuki bir güvence sağlamaktadır. Bu makalede; tasarımların tescilsiz korunma şartları, bu hakkın kapsamı ve gümrük idareleri nezdinde yürütülen fikri mülkiyet koruma prosedürleri ayrıntılı olarak ele alınacaktır.
6769 SAYILI SMK KAPSAMINDA TESCİLSİZ TASARIM VE KORUMA ŞARTLARI
Tescilsiz tasarımların hukuki statüsünü ve tanımını belirleyen temel hükümler Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 55. maddesinde somutlaşmıştır. Kanun'un 55/1. maddesi, tasarımı şu şekilde tanımlar: "Tasarım, ürünün tümü veya bir parçasının ya da üzerindeki süslemenin çizgi, şekil, biçim, renk, malzeme veya yüzey dokusu gibi özelliklerinden kaynaklanan görünümüdür." Bu tanım, tasarımın sadece bir şekil değil, dokudan renge kadar geniş bir estetik yelpazeyi kapsadığını ortaya koymaktadır. Aynı maddenin 4. fıkrası ise tescilsiz tasarımı; "birinci fıkradaki kapsama giren ve Türkiye’de kamuya sunulan tasarımlar" olarak ifade ederek, korumanın tescil başvurusuyla değil, "kamuya sunma" eylemiyle başlayacağını hükme bağlar.
Ancak her görsel yenilik otomatik olarak koruma altına alınmaz. Kanun'un 56/1. maddesi uyarınca; "Tasarım, bu Kanun hükümleri uyarınca yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla korunur." Burada zikredilen yenilik kriteri, tasarımın kamuya sunulduğu tarihten önce aynı tasarımın bulunmamasını gerektirirken; ayırt edici nitelik kriteri ise, bilgilenmiş bir kullanıcının tasarımı gördüğünde hissettiği genel izlenimin, daha önce var olan tasarımlardan belirgin şekilde farklı olmasını şart koşar. Bilgilenmiş kullanıcı kavramı ne bir uzman kadar detaycı ne de sıradan bir tüketici kadar ilgisiz olan, ilgili sektörün tasarımlarına aşina olan kişiyi ifade etmektedir. Tescilsiz tasarımların kopyalanma veya benzerlik yoluyla tecavüz iddialarını gündeme getirme hakkı verir. Ancak bu koruma, tescilli tasarımların sağladığı mutlak haklardan farklı olarak, sınırlı süre ve şartlara bağlıdır.
KORUMA SÜRESİ VE KAMUYA SUNMA EYLEMİNİN İSPATI
Tescilsiz tasarımların en büyük avantajı formaliteden uzak olmasıyken, en büyük dezavantajı koruma süresidir. SMK’nın 69/2. maddesine göre; "Tescilsiz tasarımların koruma süresi, koruma altına alınan tasarımın Türkiye’de kamuya sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır." Bu üç yıllık süre, tescilli tasarımlarda 25 yıla kadar uzayabilen sürenin yanında kısa görünse de ürünün piyasaya sunulduğu ve ekonomik değerinin en yoğun olduğu dönemde taklitlere karşı hızlı bir koruma sağlamaktadır.
Korumanın başlaması için gereken "kamuya sunma" eylemi; tasarımın sergilenmesi, piyasaya sürülmesi veya ilgili sektördeki uzmanların haberdar olabileceği şekilde duyurulmasıdır. Ancak tescilsiz korumada mülkiyet hakkı bir belgeye dayanmadığı için, hak sahiplerinin en büyük zorluğu "öncelik hakkı" tartışmalarında ortaya çıkar. Tasarımcı, tasarımın kendisine ait olduğunu ve Türkiye’de ilk kez hangi tarihte kamuya sunulduğunu ispatlamakla yükümlüdür. Bu doğrultuda; HMK hükümleri çerçevesinde delil niteliği taşıyan faturalar, kataloglar, reklam görselleri ve gümrük beyannameleri, tasarımın öncelik hakkının tarihlendirilmesinde en güçlü ispat araçlarıdır.
HAKLARIN KAPSAMI: KOPYALAMA ŞARTI VE BAĞIMSIZ TASARIMLAR
Tescilsiz tasarımın sağladığı hakların kapsamı, tescilli korumaya göre daha dar tutulmuştur. Bu durum SMK’nın 59/2. maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir: "Tescilsiz tasarım, sahibine birinci fıkrada belirtilenfiilleri engelleme hakkını sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması hâlinde verir." Burada atıf yapılan birinci fıkradaki fiiller; tescilsiz tasarımın kullanıldığı ürünün üretilmesi, piyasaya sunulması, satılması, ithal edilmesi, ticari amaçla kullanılması veya bu amaçlarla stoklanması gibi temel ticari eylemleri kapsamaktadır. Yani tescilsiz tasarım sahibi, kendi tasarımının aynısının veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin, bilgisi dışında bu ticari faaliyetlere konu edilmesini engelleme yetkisine sahiptir. Bu maddede, tescilsiz tasarım korumasını doğrudan "kopyalama" eylemine bağlamıştır. Kopyalama, tasarımın ayırt edici unsurlarının bilinçli bir şekilde taklit edilmesi olarak tanımlanır. Kanun koyucu bu şartı getirerek, tescil külfetine katlanmayan hak sahibine tanınan yetkiyi, haksız rekabet benzeri bir zemine çekmiş ve korumayı özgün tasarımın bilerek ve istenerek taklit edilmesi şartına bağlamıştır.
Kanun koyucu, iyi niyetli üçüncü kişileri de aynı maddede korumaktadır: "Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez." Dolayısıyla, bir üçüncü kişi tarafından tesadüfen üretilen benzer bir tasarım ihlal sayılmazken; hak sahibinin tasarımını doğrudan referans alarak yapılan üretimler hukuka aykırı kabul edilmektedir.
TECAVÜZÜN MEN’İ VE TAZMİNAT DAVALARI
Tescilsiz tasarımlara yönelik hak ihlallerinde, hak sahiplerinin yargı yoluna başvurma imkânı bulunmaktadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 149. maddesi ve devamı uyarınca, tasarım hakkına yönelik tecavüz hâllerinde tecavüzün men’i, tecavüzün ref’i ve maddi ve manevi tazminat talepli davalar açılabilmektedir. Tescilsiz tasarımlar bakımından bu davaların kabulü, SMK m. 59’da öngörülen şekilde ihlalin kopyalama yoluyla gerçekleştiğinin ve zarar ile illiyet bağının somut delillerle ortaya konulmasına bağlıdır.
GÜMRÜK MEVZUATI VE FİKRİ MÜLKİYETİN SINIRLARDA KORUNMASI
Tescilsiz tasarımların hak ihlallerine karşı, yerel mahkemeler nezdinde açılacak tazminat ve tecavüzün men’i davalarının yanı sıra, gümrük kapılarında uygulanan ihtiyati tedbir niteliğindeki sınır önlemleri korumanın etkinliği açısından önemli oynamaktadır. 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 57. maddesi, gümrük idarelerine hak ihlali şüphesi taşıyan eşyayı durdurma yetkisi veren temel dayanaktır. Kanunun 57/1-a maddesi uyarınca; "Fikri ve sınaî haklar mevzuatına göre korunması gereken haklar ile ilgili olarak hak sahibinin yetkilerine tecavüz eder mahiyetteki eşyanın alıkonulması veya gümrük işlemlerinin durdurulması hak sahibinin veya temsilcisinin talebi üzerine gümrük idareleri tarafından gerçekleştirilir." Gümrük idaresinin müdahalesi, hak sahibinin başvurusu üzerine olabileceği gibi, Kanunun 57/1-b maddesi uyarınca "re'sen" de gerçekleşebilir. Bu hükme göre, henüz bir talep bulunmadığı durumlarda, eşyanın hak ihlali yaptığına dair açık deliller varsa gümrük idaresi eşyayı üç iş günü süresince alıkoyabilir. Ancak tescilsiz tasarım sahipleri bakımından bu noktada önem arz eden bir husus bulunmaktadır: Gümrük idaresi, tescilsiz tasarımlarda "aynen kopyalama" olup olmadığını inceler. Tescilli tasarımlardaki geniş benzerlik sorgusu, tescilsiz tasarımlarda yerini daha bariz kopyalama arayışına bırakır.
GÜMRÜKTE DURDURMA SONRASI HUKUKİ SÜRELER VE RİSKLER
Gümrük idaresi tarafından eşyanın durdurulmasıyla birlikte, hak sahibi için mevzuatta öngörülen kısıtlı yasal süreler işlemeye başlar. Gümrük Yönetmeliği'nin 102/1. maddesi uyarınca, re'sen durdurulan eşyalar için hak sahibine en geç ilk iş günü içinde bildirim yapılır. Bu bildirimin ardından hak sahibinin uyması gereken kesin süreler Gümrük Yönetmeliği'nin 107. maddesinde düzenlenmiştir.
Gümrük Yönetmeliği'nin 107. maddesi uyarınca; hak sahibinin bildirimden veya başvuru tarihinden itibaren "on iş günü içinde" yetkili mahkemede dava açması ve ihtiyati tedbir kararı alarak bu durumu gümrük idaresine belgelemesi gerekir. Haklı bir mazeret durumunda bu süre on iş günü daha uzatılabilir. Ancak Madde 107/2'ye göre; "Bozulabilir eşyada bu süre üç iş günüdür ve bu süre uzatılamaz." Eğer bu süreler içerisinde mahkeme kararı sunulamazsa, gümrük idaresi eşyanın işlemlerini tamamlayarak piyasaya girmesine izin vermek zorundadır.
Gümrük Kanunu’nun 57/2. maddesi, fikri hakların korunması amacıyla yapılan durdurma işlemlerinden dolayı gümrük idaresi ve yetkililerinin sorumlu tutulamayacağını açıkça düzenlemiştir. Bu durum, haksız bir durdurma işlemi sonucunda eşya sahibinin uğrayabileceği zararlara karşı hukuki sorumluluğun doğrudan hak sahibine ait olduğu anlamına gelmektedir(HMK Madde 399). Özellikle tescilsiz tasarımlarda 'kopyalama' iddiasının kanıtlanamadığı ve durdurma işleminin haksız olduğunun mahkemece tespit edildiği durumlarda, hak sahibi genel hukuk hükümleri uyarınca karşı tarafın uğradığı ticari zararları karşılamakla yükümlü kalabilir.
EŞYANIN İMHASI VE SÜRECİN SONLANMASI
Gümrük idaresi tarafından durdurulan eşyanın akıbeti, yargılama sonucuna veya tarafların iradesine göre belirlenir. Yasal sürecin sonunda ihlalin mahkemece kesinleşmesi durumunda, eşya Gümrük Kanunu m. 57/4 uyarınca imha edilir veya asli nitelikleri değiştirilerek tasfiye edilir. Ancak uzun süren yargılamaların ve artan depolama maliyetlerinin önüne geçmek amacıyla, Gümrük Kanunu m. 57/6 ile mahkemece fikri ve sınai hakların ihlal ettiğinin tespitine gerek olmaksızın, eşyanın gümrük kontrolü altında imhasına olanak tanınmıştır. Uygulamada ise bu yasal yetki, Gümrük Yönetmeliği m. 105’te düzenlenen "Kolaylaştırılmış İmha Prosedürü" yoluna gidilebilir. Bu prosedürün uygulanabilmesi için; on iş günü (bozulabilir eşyada üç iş günü) içinde hak sahibinin ihlali detaylandıran dilekçesi ile eşya sahibinin imhaya rıza gösterdiğine dair yazılı muvafakatnamesinin gümrük idaresine sunulması gerekir.
Tüm masrafları hak sahibi tarafından karşılanan bu süreçte, eşya sahibinin imhaya karşı çıkması durumunda ise kolaylaştırılmış prosedür sona erer ve Yönetmelik m. 107 hükümleri uyarınca yargı süreci (dava açma ve tedbir kararı alma zorunluluğu) devreye girer. Bu mekanizma, tarafların uzlaştığı durumlarda hem depolama maliyetlerini (m. 109) durdurmakta hem de tescilsiz tasarım korumasının sınır hatlarında pratik bir sonuç vermesini sağlamaktadır.
SONUÇ
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ile tescilsiz tasarımların koruma altına alınması, özellikle hızlı tüketilen ve taklit riski yüksek sektörlerde hak sahipleri açısından önemli bir hukuki güvence sağlamıştır. Tescilsiz tasarım koruması, tescil formalitesine bağlı olmaksızın yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip tasarımların kamuya sunulması ile doğmakta; ancak süre, kapsam ve ispat bakımından tescilli tasarımlara kıyasla daha sınırlı bir yapı arz etmektedir. Bu nedenle korumanın etkinliği, tasarımın kamuya sunulduğu tarihin ve kopyalama olgusunun somut delillerle ortaya konulabilmesine bağlıdır.
Gümrük mevzuatı kapsamında öngörülen tedbirler, tescilsiz tasarımların ihlal edilmeden önce piyasaya girmesini engelleyen hızlı ve etkili bir koruma mekanizması sunmakla birlikte, kısa ve kesin süreler ile olası tazminat riskleri nedeniyle dikkatli bir şekilde uygulanmalıdır. Ayrıca hak sahibinin gümrük idareleri nezdinde işlemlerin durdurulması ve alıkonulması talebinde bulunması halinde, bu taleple birlikte sınai hakkının tesciline ilişkin belgeleri ibraz etmesi beklenmektedir. Bu hususta tasarımını sınır ötesi ticarette koruma altına almak isteyen hak sahibi için ispat kolaylığı açısından tescil önem arz etmektedir. Sonuç olarak, tescilsiz tasarım koruması, tescilin alternatifi değil; sınırlı süreyle ve doğru stratejiyle kullanıldığında etkili sonuçlar doğuran tamamlayıcı bir hukuki imkân niteliğindedir.
Saygılarımızla,
Av. Merve Elif Öksüz
KAYNAKÇA:
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, RG. 10.01.2017, Sayı: 29944.
4458 sayılı Gümrük Kanunu, RG. 04.11.1999, Sayı: 23866.
Gümrük Yönetmeliği, RG. 07.10.2009, Sayı: 27369.
Öztürk, C. (2024), Tescilsiz Tasarımların Sınai Mülkiyet Kanunu ve Gümrük Mevzuatı Kapsamında Korunması, İstanbul Okan Üniversitesi Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, İstanbul,
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16.Hukuk Dairesi, E. 2024/146 K. 2025/1197 T. 09.10.2025 Erişim Adresi:
https://www.dejure.ai/search , [Erişim Tarihi 23.12.2025]
İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2017/257, K. 2019/229, T. 30.05.2019
Erişim Adresi: https://www.dejure.ai/search, Erişim Tarihi 23.12.2025]Sert, M. (2019), Sınai Mülkiyet Kanunu’na Göre Tescilsiz Tasarımların Korunması, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı Özel Hukuk Yüksek Lisans Tezi, Gaziantep [Çevrimiçi] Erişim Adresi: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/tezSorgu [Erişim Tarihi: 22.12.2025]




Yorumlar